Aptalların Distopyası

Modern toplum,insanı daha az düşünmeye iter. Bir topluluğun parçası olmak ve o topluluğun yaptığını yapmak,hatta isteklerini dahi mensup olduğu topluluğa göre belirlemek,yeri geldiğinde bulunduğu topluluktan dışarıda kalmamak için ne olursa olsun o topluluğun savunduklarını savunmak,modern insanın ekolojik nişidir.Böylece daha çeşitsiz,fikir alış-verişine kapalı bir toplum oluşacaktır.

İhtiyacımız olan telefon numaralarını ezberleme gereksinimi duymayız, telefon rehberine kaydederiz. Öğrendiğimiz bir bilgiyi  "internette zaten var" düşüncesiyle aklımıza kazımaya zahmet etmeyiz. Basit işlemleri bile bazen hesap makinesi ile yaparız. Zamanla hafızamız körelir,işlem yapma yeteneğimiz körelir. Matematiksel ve mantıksal hesaplamaları çok daha ayrıntısız bir biçimde ele almaya başlarız. Düşünmek,yük taşımak gibi zor gelir,önündeki fikri benimsemeye alışır insan.

İnsan önündekini yemeye alışırsa,aptallaşması kaçınılmazdır. Çünkü ona dayatılan fikirler,sistemin insanları bir nevi köleleştirmek için dayattığı fikirler olacaktır. Bu olaylar 1 yılda ya da 10 yılda gerçekleşmez. Her an bu oluşumun bir aşamasından geçtiğimizi kabul edersek,bu "aptallaşma süreci" nesiller sonunda doruk noktasına ulaşacaktır.

İnsanı insan yapan iradesi ve düşünme yeteneği körelince,içgüdüler daha çok ön plana çıkacaktır. Bu yüzden bu aptallaşan insanı kontrol etmenin en iyi yolu içgüdülerine seslenerek ona cazip bir yol sunmaktır.

Buraya kadar anlattığım şeyler şu anki dünya için geçerliydi. Şimdi ise olası bir gerçekliğe değinelim;


"Sistemin dayatmaları ile köleleşen insanlar,içgüdülerinin esiri olmuş,düşünmek ve mantıksal hesaplamalar yapmak insan için artık çok uzak şeyler haline gelmiştir. Öyle ki,yıllar ilerledikçe sistem bu insanlardan sadece iş gücü olarak yararlanmaya başlamıştır. Bunun karşılığında onların barınma,yemek yeme imkanlarını asgari düzeyde sağlamıştır. Onları sakin tutmak için de cinsel yönden onları tatmin edecek yollar geliştirmiştir. Bu öyledir ki,bu insan topluluğunun şartlanması nedeniyle,sistemden bir uyaran gelmeden,bireyler kendi aralarında cinsel birliktelik yaşayabileceklerinin farkında bile değildirler. Sistem cinsel konuda dahi insanları kendine bağımlı hale getirmiştir. Sistemin başındakiler hariç diğer aptal insan topluluğu için teknoloji her geçen gün daha da geriye gitmekte,ve üretmek gibi bir şeyin varlığından bile haberdar olmayan nesiller yetişmektedir. Sıradan şehirlerde yıkılmış ve artık yarı bitki konumuna gelmiş binalar içerisinde ilkel bir biçimde yaşayan bu insanlar,konuşabilen tek üyesini 2243 yılında kaybetmiştir.Sistemin başındaki elit kısım bir süre boyunca istedikleri "yeni düzen" ile gayet sorunsuz bir şekilde yaşamıştır. Kolay yönetebilmek için insanları aptallaştırmak gerekiyordu evet,ancak hesaplayamadıkları bir şey vardı;aptallaşan insanlar hala seni anlayacak kadar zeki olmalıydı. Aksi halde sistemin çarklarını döndüren avam kısım olmadan,sistem işlemcisi olmayan bir bilgisayardan farksızdı. Güç sahipleri bir süre sonra kendi aralarında çatışmalara başladı. Yıkılmaz diye tabir edilen düzen,kendi içinden çatırdamaya başlamıştı.

Sistemin çöküşüne şahit oldum,özel yapım binalarda albino timsah derisinden yapılmış koltuklarda oturan orta yaşlı kadınlar,onların kocaları,aptallaştırdıkları insanlar tarafından kendi silahları ile harabe olmuş binalarında katledildiler. En üsttekiler ise hayatlarına son vermekten başka çare bulamadılar. Ben sistemin yükselişine de,çöküşüne de şahit oldum. Ben bütün olasılıkları gördüm. Ne yaparsam ne olur öğrendim. Ama hiç bir şey yapmadım. Olan biteni izledim,sadece izledim.

Ben modern insanım,ve ben geleceği değiştirmek için hiç bir şey yapmadım.."

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yüzeysel Yaşamak

Kahramanlar